Söyleşi
Ramin Matin & Emine Yıldırım SÖYLEŞİ:Zeynep Merve Uygun, Celil Civan "Kardeşler arasında sanki kabul edilmiş ve samimi bir şiddet var. Her şeyi diyebiliyorsun. Bildiğin için, kan bağın olduğu için, hani sanki cepte o. Garantide. Dolayısıyla bir noktada varabildiğin en büyük zalimliğe kadar gidebiliyor. Ama o zalimlikte de tuhaf bir samimiyet var."
08.02.2014 Kusursuzlar'ın Arızalı Halleri

2011’de distopik bir hikâyeyi anlatan Canavarlar Sofrası ile adını duyuran yönetmen Ramin Matin’in ikinci uzun metraj filmi Kusursuzlar, 50. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde birinciliği Cennetten Kovulmak ile paylaştı. Aynı festivalde En İyi Yönetmen ödülünü de kazanan yönetmen Ramin Matin ve filmin senaristi Emine Yıldırım ile Kusursuzlar filmini, kadına yönelik şiddeti ve kardeşler arasındaki gerilimli ilişkiyi konuştuk.

Klasik bir soruyla başlayalım, hikâyenin nasıl başladığı üzerinden gidelim. Hikâyeyle ilgili sorularımız var zaten. Onları açarız sonra.

Emine Yıldırım: Hikâye 2008’in başlarında ortaya çıktı. En başta aklımda bir imaj vardı; denizde iki kadın imajı. Ben de çok sık Çeşme’ye giderim. Dolayısıyla öyle bir resim canlandı. Oradan başlayarak yavaş yavaş düşünmeye başladım. O noktada kardeşlik meselesiyle ilgili irdelemek istediğim meseleler vardı. Benim de ablam var.  Böyle bir fikir aklıma geldi. Ramin’le konuşuyorduk. İkimizin de bu fikir hoşuna gitti. Hem kardeşlik mevzuu önemliydi hem de özellikle benim için ana karakterlerin ikisinin de kadın olmasını istiyordum. Kadın temsiliyetiyle ilgili problemlerim var. Bunun birazcık daha öne çıkmasını istiyordum. Bu sefer kadınlar başrolde olsun; yeterince kadın karakter görememekten kaynaklanıyordu.

Ya da erkeklerin gözünden görmekten…

Emine: Ya da erkeklerin gözünden... Komplike kadın karakterleri görememenin verdiği bir yara vardı. Oradan başladı. Ben yazdıkça Ramin’le paylaşıyordum, üstünde tartışıyorduk, sonra tekrar yazıyordum. Sonra tartışıp tekrar devam ediyorduk. Bu süreç uzun bir süre devam etti. Çok güzel bir iletişim, çalışma ivmesi vardı aramızda.

Çekimler ne zaman başladı?

Emine: 2012 Mayıs sonu başladı.

Hikâyenin gelişimi neredeyse dört yıllık bir süreç gibi.

Emine: Tabii, en başından beri öyle: Sinopsis, tretman, yazım süreci. Benim de ilk senaryom olduğu, sürekli senaryo yazan birisi olmadığım için uzun sürdü. Senaryo bir noktada kilitlendi tabii. Ne zaman kilitledik? Çekim senaryosunu, 2011 gibi kilitledik ama çekim Mayıs’ta olacağı için boşluk var arada.

2012 Mayıs’ı… Canavarlar Sofrası’nı ne zaman çekmiştiniz?

Emine: 2010 Şubat’ta çekmiştik. 2011’de bitirmiştik.

İki filmin süreçleri iç içe geçmiş gibi.

Emine: Biraz öyle oldu.

Ramin Matin: Senaryoya Canavarlar’dan önce başladık.

Canavarlar Sofrası demişken, şöyle bir fark var galiba. Orada mesela zaman ve mekânın belli olmadığı, distopik bir hikâye anlatıyorsunuz. Burada ise tamamen her şey belli; mekân, zaman, isimler. Hangisi zordu ya da kolaydı?

Ramin: İkisinin de farklı zorlukları ve farklı kolaylıkları var. Canavarlar’ın evrenini  yaratmak gerekiyordu. O zordu biraz. Kusursuzlar’da ise zor olan gerçek mekânlarda çekim yapmaktı. Ama ikimiz de mekânları ve insanları bildiğimiz için gerçekçilik noktasında bir sorun yaşamadık.

Söyleşinin tamamını Hayal Perdesi'nin 38. sayısından okumak için tıklayın.

 

ARKADAŞINA GÖNDER:
Ad Soyad:
Email Adresiniz:
Arkadaş(lar)ınızın Email Adresi:

birden fazla email adresi yazacaksanız boşluk ile ayırmalısınız.
NOTUNUZ:
Bilim ve Sanat VakfıKüre YayınlarıKlasik Yayınlarıİstanbul Şehir Üniversitesi
Hayal Perdesi © 2010 - [email protected] Yayımlanan malzemenin bütün hakları Hayal Perdesi’ne aittir. Kaynak göstererek alıntılanabilir. Yazıların sorumluluğu yazarlarına, reklamların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir..