Hayal Perdesinin Gözünden
Türk Sineması Araştırmaları
24.04.2015 Citizenfour İyiliğin Sıradanlığı Celil Civan
 
Hannah Arendt, Yahudi soykırımının en önemli uygulayıcılarından biri olan Adolf Eichmann’ın duruşma sürecini anlattığı kitabına Kötülüğün Sıradanlığı ismini vermişti. Zira soykırıma imza atan Eichmann kamuoyunun beklediği gibi şeytani bir kişi veya akıl sağlığı bozuk biri değildi. Aksine Eichmann kişiliğiyle, aile ve iş hayatıyla alabildiğine “sıradan” bir insan izlenimi veriyordu. Eichmann soykırıma yol açan süreci neden gerçekleştirdiğine dair sorularıysa “ben sadece görevimi yaptım” şeklinde cevaplıyordu. Hem Eichmann’ın bu sıradanlığı hem de Arendt’in kitabına verdiği isim çeşitli tartışmaları da beraberinde getirdi. Söz konusu tartışmaların en önemlilerinden biri de şuydu: Kötülüğün “saf bir şeytani gücü” elinde bulunduran akıl sağlığı bozuk birinin elinden değil, hemen herkes kadar olağan biri tarafından gerçekleştirilmesi nasıl mümkün olabiliyordu?
 
11 Eylül sonrası Amerikan siyasetine dair muhalif belgeselleriyle dikkat çeken ve istihbarat tarafından mimlenen Laura Poitras’ın Citizenfour isimli son filmi, istihbarat birimlerinde çeşitli görevlerde bulunana Edward Snowden’ın “devlete ait sırları” ifşa etme sürecine odaklanıyor. İstihbarat birimlerinin başta Amerikan vatandaşları olmak üzere internet, cep telefonu, kredi kartı gibi elektronik aygıtları kullanan herkesi yasadışı yollarla izlediğini anlatan belgeselin dikkat çeken yönüyse bütün bu sırları ortaya döken Snowden’ın -tıpkı Eichmann gibi- sıradan bir vatandaş olması. Amerikan Ulusal Güvenlik Teşkilatı (NSA)’nda çalışmaya başlayan Snowden bu kurumda çeşitli görevler alır ve kariyer basamaklarını teker teker çıkar. Öyle ki, devlet sırlarını ifşa etmeye karar verdiği sırada teşkilatın en gizli belgelerine ulaşacak şifreleri elinde tutan bir teknisyendir. Snowden’ın hikâyesinin dikkat çekici yönü, teşkilatta çalışırken de teşkilatın gizli belgelerini ortaya çıkarırken de sıradanlığını korumasıdır. Nitekim belgeselde “kahramanca” bir tavır gösterdiğine dair bir işaret göremeyiz. Aksine gayet yalın bir talebi vardır: Özgür vatandaşlar olarak mahremiyetimizin korunması. Snowden, istihbarat birimlerince takip edilmeden önce internetin özgür bir fikir ve tartışma ortamı yarattığını söyler. Bir Amerikalıyla dünyanın herhangi bir yerindeki başka biri özgürce tartışabilmekte, fikirlerini paylaşabilmektedir. Oysa NSA’nın küresel bir takip sistemi kurmasıyla artık internet kullanıcıları kendilerine oto-sansür uygulamaya başlar. Durum öyle bir hal almıştır ki, bırakalım özgür düşüncelerimizi, mahremiyetimiz bile kalmamıştır.
 
Snowden’ın bu görüşleri alabildiğine yalın, sıradan ve hatta kinik bir bakış açısıyla naif de olsa istihbarat birimlerinin amaçlarını yansıttığı için dikkate değer. Snowden’ın bir Amerikalıyla başka bir ülkenin vatandaşının fikir alışverişini dile getirmesi Amerikan istihbarat birimleri için kötü bir rüya olsa gerek. Diğer yandan vatandaşlara müdahale etmek yerine onların oto-sansür uyguladığını görmekse hem ülkenin demokratik imajına zarar vermediği hem de maliyetleri düşürdüğü için arzuladıkları bir şeydir. Dahası sıradan vatandaşın fikir özgürlüğünü korumak için mücadele etmek yerine kendi mahremiyetini muhafaza etmeye yönelmesi, sorunu toplumsal bir durumdan bireysel bir konuma indirger. Söz konusu indirgeme, mücadelenin toplumsallığını örtbas ettiği gibi bireysel yönelimi de ideolojik bir kılıfa sokar. Dolayısıyla istihbarat teşkilatları vatandaşları takip etmeye devam ederken vatandaşların tek derdi kendi mahremiyetlerini korumaya çalışmak olur.
 
Bu karamsar tablonun karşısındaysa, Edward Snowden’ın sıradanlığından başka bir şey yoktur. Snowden, kahramanlık yapmak bir yana kendini fazla gizlemeye çalışmadan, olağan görevini yapar gibi yasadışı bulduğu şeyleri ifşa eder. Eichmann’ın hikâyesinde kötülük, Nazi subayının sıradan tavrı yüzünden dehşetengiz bir hal alırken, istihbarat birimlerinin korkutucu gizemini açığa çıkaran da iyiliğin sıradanlığından başkası değildir.
 
 
 
 
YORUM YAZ:
Ad Soyad:
Yorumunuz:
Kalan: (Sadece 600 karekter olabilir)
ARKADAŞINA GÖNDER:
Ad Soyad:
Email Adresiniz:
Arkadaş(lar)ınızın Email Adresi:

birden fazla email adresi yazacaksanız boşluk ile ayırmalısınız.
NOTUNUZ:
Bilim ve Sanat VakfıKüre YayınlarıKlasik Yayınlarıİstanbul Şehir Üniversitesi
Hayal Perdesi © 2010 - [email protected] Yayımlanan malzemenin bütün hakları Hayal Perdesi’ne aittir. Kaynak göstererek alıntılanabilir. Yazıların sorumluluğu yazarlarına, reklamların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir..